Ebeveyn Tutumlarının Çocukların Akademik Başarısına Etkisi

Birçok ebeveyn bilinçli, yarı bilinçli veya bilinçsiz olarak çocuklarına akademik başarı sağlamaları yönünde baskı yapmakta ve çeşitli psikolojik şiddet içeren davranışlarda bulunmaktadır.

Güvence ve teşvik şeklinde olduğunda çocuklar çalışma motivasyonu sağlayabiliyorken bu durum bağırma, aşağılama, kıyaslama gibi psikolojik şiddet biçimlerine doğru gittiğinde çocuklara motivasyon sağlamak yerine benlik algılarına zarar vermekte olup; özgüvenlerinin ve özsaygılarının düşmesine, duygudurum zorlukları ve bazı psikolojik zorluklar yaşamalarına sebep olabilir.

Ebeveynlerin bu olumsuz davranışları her yaş grubundaki çocukları etkileyecek olmakla birlikte, gelecek kaygısının özellikle daha yoğun hissedildiği ve tam olarak bir kimlik ve kişilik oluşturamamış oldukları bir dönem olan ergenlik döneminde ebeveynlerinden güvence alamayan ve psikolojik şiddet içeren davranışlara maruz bırakılan çocukların gelecek kaygısı hissetmelerine ek olarak kendilerini önemsiz, değersiz, yetersiz hissetmekte olacakları ve bu durumun duygudurumlarıyla birlikte benlik algılarını; özsaygı, özdeğer ve güvenlik hissiyatlarını olumsuz etkileyeceğini söylemek gerekli olacaktır.

Ebeveynleri tarafından psikolojik şiddet içerikli davranışlara maruz bırakılan çocuklar için uyum sağlaması halihazırda oldukça zor olan eğitim ve sınav sistemi daha da zorlayıcı bir hal alabilir; yoğun kaygı, anksiyete gibi duygudurum zorlukları yaşayabilirler. Bu duygudurum zorluklarının günlük hayatlarını da olumsuz etkileyebileceği belirtilebilir ve çocuklar odaklanma veya uyku sorunları gibi çeşitli zorluklara da maruz kalabilirler.

Yaşadıkları duygudurum zorlukları ve psikolojik zorluklar akademik başarılarının düşmesinde etkili olabilmekle birlikte benlik algılarını ve özsaygılarını da olumsuz yönde etkileyebilmektedir. Hayatlarının belli sınavlara bağlı olduğunu belirten ve eğer başarılı olamazlarsa onlar için çeşitli felaket senaryoları üreten ebeveynler çocuklarının özsaygı ve özgüvenlerini düşürmeye ve benlik algılarına zarar vermeye ek olarak çocuklarının genel problem çözme ve alternatif düşünce geliştirme yeteneklerini de olumsuz yönde etkileyebilmektedirler.

Bu durumda çocuklar akademik başarılarını yüksek tutabilmeleri için nasıl motive edilmeli sorusu gündeme gelmekle birlikte, ebeveynlerin kendi duygudurumlarını fark edebilme ve düzenleme becerileri de gündemde olmalıdır. Öfke veya kaygı gibi duygularını düzenleme becerisini sağlayamamış ebeveynlerin çocuklarının sinir sistemi ve genel duygudurumu üzerinde olumsuz bir etken oluşturduklarını belirtmeye ek olarak çocuklarının duygudurum düzenleme becerisi geliştirememelerine sebep olabilmektedirler. Çocuklarına bilinçli, yarı bilinçli veya bilinçsiz bir şekilde kendilerinin başa çıkamadığı zarar verici ve işlevsiz duygularını regüle etme sorumluluğunu da yükleyebileceklerini belirtmek gerekir.

Ebeveynlerinin davranışları sebebiyle duygudurumlarını düzenleme konusunda zorlanan çocuklar; üzerlerine sınav baskısı ve gelecek belirsizliği; ebeyenlerinden gelen felaket senaryoları da yüklenince hem özgüven, özsaygı ve motivasyon kaybı yaşayabilecek olup hem odaklanmakta zorlanabilecek veya baş edemedikleri ve nasıl baş edeceklerini bilemedikleri duygular sebebiyle ciddi psikolojik zorluklarla uğraşmak zorunda kalabileceklerdir.

Ebeveynlerin çocuklarına sağlamaları gereken duygudurum regülasyon becerileri burda anahtar beceri olmakla birlikte kendi duygudurumlarını fark edip regüle etme konusunda farkındalık düzeyleri düşük olan ebeveynler çocuklarının üzerine bilinçli, yarı bilinçli veya bilinçsiz bir şekilde kendi duygudurum zorluklarını da yıkmakta olabileceklerdir.

Motive etmek adı altında çocuklarına psikolojik şiddet içeren davranışlarda bulunabilen ebeveynlerin bu zarar verici davranışlarının kendi kişilik örüntüleri ve duygudurum düzenleme becerisi eksikliklerinden kaynaklandığının bilincinde olmaları davranışlarını değiştirebilmeleri için gerekli olacaktır. Çocukların en çok ebeveynlerinin davranışlarından etkilendiklerini de eklemek gerekmektedir. Ebeveynleri tarafından gelen söz ve davranış tutarsızlıkları da ebeveynleri hakkında kafa karışıklıklarına sebep olabilmekte olup güven duygularını ve benlik algılarını olumsuz olarak etkileyebilecektir.

Aynı zamanda ebeveynleriyle çatışma eğiliminde olabilecekleri veya ebeveynlerinin davranışlarını örnek alabilecekleri beklenebilir olacaktır. Bu durumda ebeveynlerin ebeveyn konumunda oldukları ve çocuklarına karşı sorumlulukları bulunduğu için duygudurumlarının farkında olup düzenleyebilmeleri ve çocuklarıyla çatışmacı bir tonda iletişim kurmamaları faydalı olacaktır. Buna ek olarak çatışmacı olmamanın çocuklarının yanlış ve zarar verici davranışlarını görmezden gelmek veya onaylamak olmadığını eklemek de faydalı olacaktır.

Çocuklarını zorlama, psikolojik baskı yapma, azarlama, çocuklarına karşı kıyas ve küçümseme gibi psikolojik şiddet içeren davranışlarda bulunabilien ebeveynlerin çocuklarının duygudurumları, benlik algıları ve karakter oluşum süreçleri üzerinde olumsuz etkileri olacak olmasına ek olarak özsaygı, özdeğer ve özgüvenlerini de zedeleyeceğini söylemek mümkün olacaktır.

Özsaygı ve özgüven kaybı yaşayan çocuklar akademik başarılarının olumsuz etkilenmesine ek olarak bedensel ve duygusal sınırlarını fark edip koruyabilme, kendilerini ifade edebilme ve akranlarıyla iletişim gibi konularda zorluklar yaşayabilmekte ve odaklanma, uyku problemleri, anksiyete, dikkat dağınıklığı gibi günlük hayatlarını olumsuz etkileyen bazı durumlara maruz kalabileceklerdir.

Özsaygı, özgüven ve özdeğer aşılanmış olan ve kendi duygudurum farkındalığı ve regülasyon becerisini sağlamış ebeveynlere sahip çocukların kendi duygudurumlarını fark etme ve düzenleme konusunda da daha başarılı olacaklarını ve bu durumun akademik başarılarını da olumlu yönde etkileyeceğini belirtmek faydalı olacaktır.

Ebeveynlerin çocuklarıyla ilgili desteğe ihtiyaç duyduklarında yetkin bir uzmandan destek almalarının çocukları için oldukça önemli olabileceğini belirtmek gerekir.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir