Çocukluk ve ergenlik dönemi çocuklar için oldukça sancılı olabilmekle birlikte başta ebeveyn desteği ve sosyal destekle bu zorlu dönemi sağlıklı bir şekilde atlatabilmeleri mümkündür.
Birçok çocuk ailesinden “sınır” kavramını sağlıklı bir şekilde öğrenememektedir ve bu durum bedensel ve duygusal sınırlarını fark etme ve ifade etme konusunda zorlanmalarına sebep olabilmektedir. Bu durum kendi duygularını fark edebilme ve ifade edebilme, başkalarının duygularını fark edebilme ve anlayabilme; kendi bedensel ve duygusal sınırlarını fark edebilme ve koruyabilme; başkalarının bedensel ve duygusal sınırlarını fark edebilme ve ihlal etmeme gibi davranışlarına etki etmektedir.
Çocukların kendi bedensel ve duygusal sınırlarını fark etmelerini ve korumalarını sağlayabilmek için ebeveynlerin çocuklarının, birbirlerinin ve kendilerinin bedensel ve duygusal sınırlarının farkında olup ihlal etmemeleri gerekmektedir ve çocuklar bu şekilde sınır kavramını ebeveynlerini rol model alarak öğrenebilirler. Yine kendilerinin ve başkalarının bedensel ve duygusal sınırlarının farkında olan ebeveynler hem kendi sınırlarını ihlal ettirmeyerek hem de başkalarının da sınırını ihlal etmeyerek sınır kavramını ve bu sağlıklı davranış örüntüsünü çocuklarına rol model olarak öğretmiş olurlar. Ebeveynler cinsiyet ve diğer bireysel özellikleri ayırt etmeden çocuklarına kendilerini sağlıklı bir şekilde ifade edebilmeyi öğretmelilerdir ve bunu yapabilmenin en iyi yolu rol model olmaktır. Bu noktada sözlerin ve davranışların tutarlı olması gerekmektedir. Çocukları küçümsememek, duygularını ve düşüncelerini ifade ettiklerinde öfkelenmeden ve anlamaya çalışarak dinleyebilmek ama aynı zamanda zarar verici veya işlevsiz davranışlarını olumlamamak; çocuklarıyla çocuklarının aşırı duygularına eşlik ederek iletişim kurmamak da çocukların duygudurum regülasyonlarının sağlanabilmesi adına önemlidir.
Çocuklar duygudurum regülasyonu ve davranışlar konusunda ebeveynlerini rol model alabilmektedirler. Bedensel ve duygusal sınırlarına saygı duyulan çocuklar kendilerini hem daha rahat ifade etmekle, duygudurum regülasyonlarını daha kolay sağlayabilmekle birlikte hem de kendilerinin ve başkalarının sınırlarına saygı duymayı öğrenirler. Çocuklar bu şekilde bedensel ve duygusal sınırlarını ihlal etmeye çalışan istismarcı kişileri daha kolay fark edebilir ve onlara karşı kendilerini korumayı öğrenebilirler. Aynı zamanda kendilerini ifade etme becerisi, özsaygı ve özgüvenleri de gelişen çocuklar herhangi bir istismar durumunda bunu ebeveynlerine daha rahat ve suçluluk hissetmeden bildirebilirler.
Sınır kavramı öğretilen ve duygudurumlarını düzenleme becerisi ebeveynleri tarafından kazandırılan çocuklar aynı zamanda duygusal dalgalanmaları daha rahat ve hasarsız atlatabilmekle birlikte daha efektif ve sakin düşünebilmekte, problem çözme yetenekleri de gelişmektedir. Bu çocuklarda aynı zamanda duygusal ve sosyal zekanın da daha gelişmiş olacağı ve olaylarla ilgili daha mantıklı ve efektif karar verebildikleri de görülmektedir.
Tüm bu süreçte ebeveynlerin sosyal, ekonomik ve toplumsal güvensizlik ortamından veya iş stresinden de etkilenmeleri çok doğaldır fakat çocuklarına sınır bilincini ve duygudurum düzenleme becerisini rol model olarak öğretmeleri gerekmektedir. Eğer ki çözülemeyen ve çocukları olumsuz etkileyen durumlar olduğunda ebeveynler yetersiz kalırsa profesyonel destek alınmalıdır. Her yaşın getirdiği zorluklar olmakla birlikte ergenlik çağı çocuklar için oldukça zorlu olabilmektedir. Bu dönemde çocuklar hem bedenlerindeki bazı değişimler, hem sosyal roller veya çevrelerinde ve toplumda bir yer edinme kaygısı yaşama gibi konularda zorluklar yaşayabilirler ve bu durum onlar açısından baş etmekte zorlandıkları duygularla uğraşmalarına sebebiyet verebilir. Bu zorlu durumlarda ebeveynlerinden destek görmeleri gerekir.
Bu dönemde kimlik veya kendilik arayışına girebilen çocukların belli bir gruba ait olmak motivasyonunda olmaları çok beklenilebilir bir durumdur. Yine bu dönemde arkadaş gruplarının çocuklar üzerindeki etkisinin de çok fazla olacağını eklememiz gerekir.
Ebeveynlerin çocuklarının henüz bir yetişkin gibi duygudurumlarının farkında olma ve duygudurumlarını regüle etme konusunda yetkin olamayacaklarını akıllarından çıkartmamaları ve çocuklarıyla iletişim kurarken kendi duygudurumlarının farkında olup kontrollü olmaları gerekmektedir. Çocuklarıyla çatışmak veya otorite kurma motivasyonunda olmak ya da onların yaşadığı duygudurum zorluklarına eşlik etmek yerine kendi duygudurum regülasyonlarını sağlayarak iletişim kurmaları gerektiğini ve duygudurum düzenleme becerisini çocuklarına rol model olarak öğretme sorumluluğunun kendilerinde olduğunu unutmamaları gerekmektedir.
Çocuklarının başa çıkamadıkları duygudurum zorlukları olursa yetkin bir uzmandan destek almaları faydalı olabilecektir.